Trapezci
Girecektin elbette trapezcinin gözüne sendin çünkü salıncakta ellerini korkusuzca bırakan ama üçüncü sınıf da olsa hiçbir sirk çadır kurmadı doğduğun taşra kentine
Gemi yaptığın terliklerin içinde bırakırdın düşlerini halının mavi kıvrımlarında uzanan sen nehrine ulaşmaktı tek amacın salonda büfede duran eyfel kulesi biçimindeki kolonya şişesine
Bahçe duvarını atlarken dul komşunun aşığı misafirliğe gitmek isteyen annen çantasına koyardı terlikleri ve başlardı gerçek yolculuğun evinizin en fazla bir sokak yukarı ya da iki sokak aşağı
Annesi ölen çocukların fedakar babası sandı travestileri ki ezilmemiş gazoz kapağı karşılığında aile çay bahçelerinin suskun masaları arasından kolayca kurduğun dostluklarda nasıl da anlatırdın hiç görmediğin trapezcileri...
Sunay Akın
|