Sen Bendeysen Ben Nerdeyim ? - Blogcu



Sen Bendeysen Ben Nerdeyim ?

Tanım

Herşey apaçık ortada zaten :)Birde açıklama yaparsak çok şeffaf olacak:)


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* eflatun
* hurriyetim
* banu

Kategoriler


                                                           

 

benim yerimede sev

bekletme hayatı

bu kadarına razıysan yaşa gitsin

kaç kişiyiz savunan sevdayı?


Tarih: 23:49, 15/8/2007
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

&

 

Trapezci

 

Girecektin elbette trapezcinin gözüne
sendin çünkü
salıncakta ellerini
korkusuzca bırakan
ama üçüncü sınıf da olsa
hiçbir sirk
çadır kurmadı doğduğun
taşra kentine

 

Gemi yaptığın terliklerin içinde
bırakırdın düşlerini
halının mavi kıvrımlarında uzanan
sen nehrine
ulaşmaktı tek amacın
salonda büfede duran
eyfel kulesi biçimindeki
kolonya şişesine

Bahçe duvarını atlarken
dul komşunun aşığı
misafirliğe gitmek isteyen annen
çantasına koyardı terlikleri
ve başlardı gerçek yolculuğun
evinizin en fazla
bir sokak yukarı
ya da iki sokak aşağı

Annesi ölen çocukların
fedakar babası sandı travestileri
ki ezilmemiş
gazoz kapağı karşılığında
aile çay bahçelerinin
suskun masaları arasından
kolayca kurduğun dostluklarda
nasıl da anlatırdın hiç görmediğin trapezcileri...

Sunay Akın


Tarih: 23:45, 15/8/2007
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı


Mırıldandıklarım

Kırdım mı incittim mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, iyi insanlar özlüyorum
 "dünya görüşünün" kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim, yani bizim için...

Murathan Mungan


Tarih: 02:10, 16/7/2007
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

Sen hiç ölürken pişman oldunmu ?

 

Sen hiç ölürken pişman oldunmu ?
Canım kaç zamandır bir mısır yemek  istiyor... Çocukken mısırcıyı köşeden görünce, tabanları yağlayıp para almak için eve koşardım. Şimdi cebimde kazandaki bütün mısırları alacak kadar param var ama bu yaz bir tane bile yiyemedim... “İki tane versene, biri şu kıvırcık saçlı çocuğa...”

Yüzüme şöyle bir baktı, bir çırpıda üç tane soru sordu bana. “Nereden geldin, neden buradasın, nereye gideceksin.” Ne diyeceğimi bilemedim, öylece dondum kaldım. Sahi neden buradaydım? Ben soruların cevaplarını düşünürken, o çoktan koçanın suyunu emme oyununa başlamıştı. Ufaklık beni alt üst etmişti. Ben sorgudaki düşünce suçlusu, çocuğun soruları şok... iskeleye vuran dalgalarla kendime geldim, tamam itiraf edeceğim...

İçimde çözülmek için can atan düğümler sanki harekete geçiyor. Sıradan, rutin, klişe hayatımı düşünüyorum. Neredeyse hemen her gün aynı saatlerde, aynı şeyleri yaparak geçiyor hayatım. Bu dünyaya bunun için gelmiş olamam. Bir soru da ben sorayım şimdi kendime; “mutlu musun?” Mutsuzum deme yürekliliğini bile gösteremedim çünkü şükretmek gerekiyor ya hep!

Aslında çocukken, bu dünyaya gelmişsem mutlaka çok önemli şeyler olacaktır diye geçirirdim aklımdan. Ama sonra ne oldu bilmiyorum bunları unuttum gitti. Çocukluktan çıktığım zamanlardan itibaren hep birilerini memnun edebilmek için yaşadığımı anlıyorum şimdi. Her zaman kurallara uyan bir evlat, bir öğrenci, bir arkadaş... Herkes nereye gidiyor, ne yapıyorsa sen de onu yapacaksın, sivrilmeyeceksin, sürüden ayrılmayacaksın. Peki benim için bu kuralları koyanlar nerede şimdi? Eskiden olsa yine kuru bir “aferin” diyen birileri olurdu. Ya şimdi neredeler? Yapayalnızım...

Hayat gerçekten çok kısa. Tanrım elimi çabuk tutmalıyım. Önce korkularımdan ve endişelerimden arınmam gerek. Cesur bir yüreğin üstesinden gelemeyeceği şey yoktur. Ardından güvenmek; hayata, insanlara...  Anı dolu dolu yaşamak, gülmek ama kahkahalarla. Bir arkadaşınızla güldüğünüz anları hatırlasanıza, o an insan tek yürek oluyor. Geçmişe ah edip geleceğimi ıskalamak istemiyorum. Geleceğin de ince hesabını yapmayacağım.

Şimdi burada yaşadığım pişmanlığın daha büyüğünü ölürken yaşamak istemiyorum. Çünkü o an geldiğinde herşey için çok geç olacak. Hem kıvırcık saçlı da olmayacak yanımda. Şimdi setleri kaldırdım. Neden mi buradayım? İçimdeki çağlayanın sesini dinlemek için... Ah şimdi hatırladım küçükken
benim de saçlarım kıvırcıktı.


Tarih: 22:06, 25/3/2007
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

calgon kullanmayan bilinçsiz tüketici

bugün nette gezinirken acayip eğlenceli bir nick name ile karşılaştım .

"calgonkullanmayanbilincsiztuketici".nesi acayip bunu diyebilirsiniz.tv.deki reklam kuşaklarını bir kaç kez izleyenler

bilirler. calgonit markası yan ürünleriyle en çok reklam verenler listesindedir.hanımların sağ ve sol kolu olan çamaşır ve bulaşık makinelerinin kurtacısıdırlar.kadınların korkulu rüyasıdır  reklamdaki makine tamircisi adam .elindeki makine parçasındaki kireç kalıntılarını göstererek :"hanfendi makinenizde calgon kullanmamışssınız ve bazı organlarının işlevselliğini kaybetmesine  sebebiyet vermişsiniz"diyerek hayati önem taşıyan bir markayı kullanmak için hanımları yönlerdirir.

       bu bahsettiğim nikteki arkadaşın bunca dayatmaya ve empozeye başkaldırışı çok hoşuma gitti .eğlenceli kısmıda burda başladı zaten.

içimdeki isyankar evkadını ruhu açığa çıktı :) bakalım don-kişot olmak yeldeğirmenlerinin rüzgarlarına direnmeye yetecekmi .


Tarih: 08:54, 29/1/2007
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->

Myspace Layouts
MySpace Layouts
Virtual Sim Game