Tanım
Herşey apaçık ortada zaten :)Birde açıklama yaparsak çok şeffaf olacak:)
Bağlantılarım
*
*
*
*
* * *
Kategoriler
|

benim yerimede sev
bekletme hayatı
bu kadarına razıysan yaşa gitsin
kaç kişiyiz savunan sevdayı?
|
Tarih: 23:49, 15/8/2007 |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
&
Trapezci
Girecektin elbette trapezcinin gözüne sendin çünkü salıncakta ellerini korkusuzca bırakan ama üçüncü sınıf da olsa hiçbir sirk çadır kurmadı doğduğun taşra kentine
Gemi yaptığın terliklerin içinde bırakırdın düşlerini halının mavi kıvrımlarında uzanan sen nehrine ulaşmaktı tek amacın salonda büfede duran eyfel kulesi biçimindeki kolonya şişesine
Bahçe duvarını atlarken dul komşunun aşığı misafirliğe gitmek isteyen annen çantasına koyardı terlikleri ve başlardı gerçek yolculuğun evinizin en fazla bir sokak yukarı ya da iki sokak aşağı
Annesi ölen çocukların fedakar babası sandı travestileri ki ezilmemiş gazoz kapağı karşılığında aile çay bahçelerinin suskun masaları arasından kolayca kurduğun dostluklarda nasıl da anlatırdın hiç görmediğin trapezcileri...
Sunay Akın
|
Tarih: 23:45, 15/8/2007 |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Mırıldandıklarım
Kırdım mı incittim mi birilerini Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler. Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları, Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mı duygularımı Hala sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma ovmalı umutları Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar Gece telefonları, ıssız konuşmalar Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey O kadar çok anlattım ki Kendime kaldım anlatmaktan... Bunaldım kendisiyle boğuşmasını Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, Ofset duyarlılıklardan Kaç zamandır duru, yalın, iyi insanlar özlüyorum "dünya görüşünün" kirletmediği Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları vitrin camlarına yansıyan yüzlerde Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar Hala bir umut var mıdır Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim senin ve benim, yani bizim için...
Murathan Mungan
|
Tarih: 02:10, 16/7/2007 |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Sen hiç ölürken pişman oldunmu ?
Sen hiç ölürken pişman oldunmu ? Canım kaç zamandır bir mısır yemek istiyor... Çocukken mısırcıyı köşeden görünce, tabanları yağlayıp para almak için eve koşardım. Şimdi cebimde kazandaki bütün mısırları alacak kadar param var ama bu yaz bir tane bile yiyemedim... “İki tane versene, biri şu kıvırcık saçlı çocuğa...”
Yüzüme şöyle bir baktı, bir çırpıda üç tane soru sordu bana. “Nereden geldin, neden buradasın, nereye gideceksin.” Ne diyeceğimi bilemedim, öylece dondum kaldım. Sahi neden buradaydım? Ben soruların cevaplarını düşünürken, o çoktan koçanın suyunu emme oyununa başlamıştı. Ufaklık beni alt üst etmişti. Ben sorgudaki düşünce suçlusu, çocuğun soruları şok... iskeleye vuran dalgalarla kendime geldim, tamam itiraf edeceğim...
İçimde çözülmek için can atan düğümler sanki harekete geçiyor. Sıradan, rutin, klişe hayatımı düşünüyorum. Neredeyse hemen her gün aynı saatlerde, aynı şeyleri yaparak geçiyor hayatım. Bu dünyaya bunun için gelmiş olamam. Bir soru da ben sorayım şimdi kendime; “mutlu musun?” Mutsuzum deme yürekliliğini bile gösteremedim çünkü şükretmek gerekiyor ya hep!
Aslında çocukken, bu dünyaya gelmişsem mutlaka çok önemli şeyler olacaktır diye geçirirdim aklımdan. Ama sonra ne oldu bilmiyorum bunları unuttum gitti. Çocukluktan çıktığım zamanlardan itibaren hep birilerini memnun edebilmek için yaşadığımı anlıyorum şimdi. Her zaman kurallara uyan bir evlat, bir öğrenci, bir arkadaş... Herkes nereye gidiyor, ne yapıyorsa sen de onu yapacaksın, sivrilmeyeceksin, sürüden ayrılmayacaksın. Peki benim için bu kuralları koyanlar nerede şimdi? Eskiden olsa yine kuru bir “aferin” diyen birileri olurdu. Ya şimdi neredeler? Yapayalnızım...
Hayat gerçekten çok kısa. Tanrım elimi çabuk tutmalıyım. Önce korkularımdan ve endişelerimden arınmam gerek. Cesur bir yüreğin üstesinden gelemeyeceği şey yoktur. Ardından güvenmek; hayata, insanlara... Anı dolu dolu yaşamak, gülmek ama kahkahalarla. Bir arkadaşınızla güldüğünüz anları hatırlasanıza, o an insan tek yürek oluyor. Geçmişe ah edip geleceğimi ıskalamak istemiyorum. Geleceğin de ince hesabını yapmayacağım.
Şimdi burada yaşadığım pişmanlığın daha büyüğünü ölürken yaşamak istemiyorum. Çünkü o an geldiğinde herşey için çok geç olacak. Hem kıvırcık saçlı da olmayacak yanımda. Şimdi setleri kaldırdım. Neden mi buradayım? İçimdeki çağlayanın sesini dinlemek için... Ah şimdi hatırladım küçükken benim de saçlarım kıvırcıktı. |
Tarih: 22:06, 25/3/2007 |
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
calgon kullanmayan bilinçsiz tüketici
bugün nette gezinirken acayip eğlenceli bir nick name ile karşılaştım .
"calgonkullanmayanbilincsiztuketici".nesi acayip bunu diyebilirsiniz.tv.deki reklam kuşaklarını bir kaç kez izleyenler
bilirler. calgonit markası yan ürünleriyle en çok reklam verenler listesindedir.hanımların sağ ve sol kolu olan çamaşır ve bulaşık makinelerinin kurtacısıdırlar.kadınların korkulu rüyasıdır reklamdaki makine tamircisi adam .elindeki makine parçasındaki kireç kalıntılarını göstererek :"hanfendi makinenizde calgon kullanmamışssınız ve bazı organlarının işlevselliğini kaybetmesine sebebiyet vermişsiniz"diyerek hayati önem taşıyan bir markayı kullanmak için hanımları yönlerdirir.
bu bahsettiğim nikteki arkadaşın bunca dayatmaya ve empozeye başkaldırışı çok hoşuma gitti .eğlenceli kısmıda burda başladı zaten.
içimdeki isyankar evkadını ruhu açığa çıktı :) bakalım don-kişot olmak yeldeğirmenlerinin rüzgarlarına direnmeye yetecekmi . |
Tarih: 08:54, 29/1/2007 |
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|